ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI

FIRMA KATEGORILERI

GALERİ

ANKET

Refarndumda Nasıl Oy Kullancaksınız?




Tüm Anketler

Kültür/Sanat

Reyhanlı Halk Şairleri

 

Aşık Mehmet Sönmez

İzzet'ten olma ve Fatma'dan doğma olarak 1933'te Reyhanlı'ya bağlı Hamam köyünde dünyaya gözlerini açan Mehmet Sönmez, Fransızların son günlerini ve Hatay'dan ayrılışlarını anlatıyor.

Ailesinin Halep civarından Hamam'a gelip yerleştiğini belirten şair, 30 yaşlarına kadar köyünde ve çevrede tarımla uğraştığını, traktör sürdüğünü açıklamaktadır. 1970'lere kadar Suriye'ye de gidip geldiğini, oradaki yakınlarıyla da diyalog kurduğunu, Türkçe yanında Arapça ve Kürtçeyi de bildiğini ve bu dillerde de şiirler okuduğunu dile getirmektedir.

İlk eşinden 6 çocuğu olan aşık, bu eşinden ayrılışının öyküsünü de şiirleştirmiştir. Onun anlatımına göre feodal toplum yapısının ilginç bir geleneği olarak, eşinin babasını tarlasını ve bazı mallarını rehin verdiği için, bunları kurtarabilmek amacıyla eşini kendisinden ayırarak o insanla başlık karşılığı evlendirir. Birçok acıların içinden geçerek olgunlaşan Mehmet Sönmez, daha sonraki yıllarda dört evlilik gerçekleştirir.

1960-1990 arasında Türkiye'nin birçok yerini dolaşarak türküler, ağıtlar ve destanlar söyleyen aşık, bu arada Yayladağı Aşık Abdullah ve Antepli Aşık Mustafa Kocahöyük ile dostluk kurar, onlarla birlikte il il, kasaba kasaba dolaşır. Öylesine çarpıcı olaylara tanık olur veya bunları duyar ki, zaman zaman yazdığı destanlar yerel, ulusal ve yabancı basının gündemine girer. Kilisli bir babanın kızını kurban etmesini destanlaştırır; Alman basını ve televizyonları yanında Türkiye'de Tempo dergisine konu olur.

Aşk, doğa güzelliği, insan ilişkileri, bozulan veya soysuzlaşan toplum yapısı, ayrıca dinsel konularda yazdığı - söylediği şiirleri yüzlerce olan şair; halen Antakya'da yaşamaktadır. Hatay'ın ilçe ve kasaba pazarlarını dolaşarak Türk ve Arap müziğinin bölgesel ustalarının kasetlerini satan Mehmet Sönmez, yaşama sevincini gür sesiyle türkülere, uzun havalara yansıtmaya devam etmektedir. Karacaoğlan ve Aşık Garip gibi Türk şairleri yanında Bevlen adındaki bir Arap şairden de etkilendiğini açıklayan aşık, 8'li ve 11'li hece ölçüsüyle şiirler yazmaya devam etmektedir.

Zaman zaman Türkiye'yi yönetenlere şiirleriyle seslenen ve ülkemizin içinde bulunduğu durumu şikayet eden aşık, siyasetten de hiçbir zaman kopmadığını taşlamalarıyla dile getirmektedir.

Aşık Mehmet Sönmez'den Bir Örnek

BÖBREK DESTANI

Dinleyin dostlarım size söyleyim
Korkarım bu dert öldürür beni
Doktor dedi bana böbreğin yara
En sonunda bu dert alt eder beni.

Doktora vardım da geçtim sıraya
Cebimi yokladım baktım paraya
Allahım çare bul böyle yaraya
Korkarım düşmana güldürür beni.

Muayene oldum da böbreğim yara
Ameliyat dediler bulam para
Allahım kimseyi düşürme dara
Bu zalim dert de öldürür beni.

Adana'ya vardım film çekildi
Derdimi anladım boynum büküldü
Böbreği aldılar damar söküldü
Bu zalim hastalık yıldırır beni.

Doktor Metin Bey de kararı verdi
Çürümüş böbreği filimde gördü
Muhakkak ki böbrek alınsın dedi
Korkarım bu dert götürür beni.

Amaliyat masasına yattım uzandım
Serumlar takıldı ateşe yandım
Böbreğim alındı fikire kaldım
Korkarım bu dert öldürür beni.

Sağolsun Metin Bey böbreği aldı
Sağlama bindirip vatana saldı
Çoğu benim gibi kadere yandı
Ölmeden Metin Bey güldürdü beni.

Her zaman ağlarım yüzüm gülmedi
Sağolsun Metin Bey para almadı
Fakir olanları fazla yormadı
Fakirin halini bilen Metin Bey.

Aşık Mehmet der ki kara kaderim
Böbrekten ölmüş benim pederim
Tek böbreğim kaldı nasıl ederim
Hastasına iyi bakan Metin Bey.
 

Aşık Mustafa İncedil

1951'de Reyhanlı'ya bağlı Kudret Hamamı köyünde dünyaya gelen aşığın ataları, Erzurum Horasan taraflarından gelip Amik Ovası'na yerleşen ve hayvancılıkla uğraşan Çalımlı Aşireti'ndendir.

İlkokulu köyünde okur.

Amik Ovası'nın değişik köylerinde barınan ve en son Kırıkhan'a göçen âşık, 13 yaşındayken saza, sonra da söze merak saldığını dile getirmektedir. Usta bir aşık olan Çataltepeli Kul Mustafa'dan biraz ders aldıktan sonra şiir ve türkülerini daha iyi söylemeye başlar. 1969'da sazını alıp Kırıkhan'dan ayrılan ve Çukurova'da bir hayli gezen aşık, İskenderun'a gelir. İskenderun Demir - Çelik Fabrikası'nda işçiliğe başlar. 1976'da da Belen'e yerleşir. Evli ve 6 çocuk babasıdır.

Biri yasal (Kültür Bakanlığı kayıtlarında) olmak üzere 11 tane kaset çıkaran Mustafa İncedil'in 300'ün üzerinde şiiri bulunmaktadır. 150'ye yakın türkü de derleyen aşık, leb değmez, atışma, taşlama, hicivli muamma tarzında şiirler okumaktadır. Yöresel televizyon programlarında diğer aşıklarla birlikte “sazının teline düzen verme”ye devam etmektedir.

Aşık Mustafa İncedil'den Bir Örnek

ŞERİF DAYI

Değerimiz biçilmezken
Turalandık Şerif Dayı
Her birimiz bir tarafa
Paralandık Şerif Dayı.

Ter çıkmıyor serimizden
Haber yok birbirimizden
Can alıca yerimizden
Yaralandık Şerif Dayı.

Namazı kul için kıldık
Biz kimiz kimi kandırdık
Zalime merdiven olduk
Dürelendik Şerif Dayı.

Haram olunca yukuyok
Hergün kov kıybet ediyok
Arpa boyu yol gidiyok
Duralandık Şerif Dayı.

Bülbülümüz yas tutuyor
Gülü bir heves tutuyor
Yüreğimiz pas tutuyor
Karalandık Şerif Dayı.

Baykuş konacak gülüme
Önem vermedik ilime
El pençe durduk zalime
Sıralandık Şerif Dayı.

Boş hayali kura kura
Cahile iş sora sora
Bitli turist sara sara
Pirelendik Şerif Dayı.
Çirkine çalıyok boya
Ondan bozuldu bu maya
Uyar olduk Avrupa'ya
Törelendik Şerif Dayı.

İncedil'im derman iken
Her sözümüz ferman iken
Dünya'ya hükümdar iken
Kürelendik Şerif Dayı.

Kul Celal

Asıl adı Mursaloğlu Haydar Celal'dir. Hicri 1311 (1895)'de Reyhanlı'da doğdu. Özel bir eğitim alan şair, uzun müddet çektiği kemik vereminden kurtulamayarak Hicri 1337 (1921)'de hayata veda etti.

Türkülerini, bağlama ile çalıp söyleyen Kul Celal, oldukça duygulu bir şairdir. Onun şiirlerinden yazılı kaynaklara yansıyan, Ziya Kılıçözlü'nün kitabındaki tek şiirini örneklemek durumundayız.

Kul Celal'den Bir Örnek

Mevlam bir hediye daha gönderdi
Ağırdır dönersem olur mu acep
Yalvarsam söylesem ulu yezdane
Bilmem ki kusura kalır mı acep.

Çıkınca Başköy'den nazlı bacılar
Okuşur ağlaşır hep duacılar
Yürekten çıkmıyor eski acılar
Anam da görmeye gelir mi acep.

Görüldü arabam çekildi atlar
Sevenler orada yok idi yadlar
Yakıyor yüreğim unılmaz dertler
Tanrım şifası verir mi acep.

Ali tutar kalkamazsam elimi
Şükür o var belli etmez yerimi
Ölünceye kadar hasta halimi
Dost ahbap sormaya gelir mi acep.

Yaradanım sendedir lütfeyle kerem
Vermedim kuluna bir lahza aram
Kafdağı'ndan inse bela-i mübrem
O da gelir beni bulur mu acep.

Çiçekler toplanır gonca dermeden
Şu dünyanın hiçbir günü görmeden
Dertli Celal muradına ermeden
Terk edip dünyasına gider mi acep.

Bu sayfa defa görüntülenmiştir.

DİN, BAYRAK VE ATATÜRK27 Ağustos 2010

HABER ARA


Gelişmiş Arama

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

 
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
© 2004-2009 Tasarım, Destek ve Hosting Hizmeti:ERSA BİLİŞİM tarafından yapılmaktadır- Yazılım: Mydesign